“Sizi uğraştırmaz, zamanınızı almaz.” ™
Fastfood iyidir. Sizi uğraştırmaz, zamanınızı almaz. Ucuzdur da. Her gün farklı yerden sipariş verirsiniz, tek gıdayla beslenmemiş olursunuz. Promosyonlar da sabah kahvaltınızı oluşturur, evden çıkmadan 15 dakika önce uyanmanız kafidir.
Yediklerinizin sağlığınızı nasıl etkileyeceğini düşünmenize gerek yoktur. Nasıl olsa çok sonra etkileyecektir, yarının dertleri için bugünden endişelenmeye gerek yoktur. O gün geldiğinde belki de tıp bir çaresini bulacaktır.
Facebook iyidir. Sizi uğraştırmaz, zamanınızı almaz. Bütün arkadaşlarınızı bir ekrandan takip edebilirsiniz, her şey çok kolaydır. Telefon kullanmanıza gerek kalmaz, kontörleriniz liralarınız cebinizde kalır, hesaplıdır. Tebrikler, davetler, hediyeler birkaç “tık” ile halledilir; profil fotoğrafları ve albümler ortadadır, gözden ırak diye bir durum artık kalmamıştır.
Yaptıklarınızın (ya da yapmadıklarınızın) sosyal hayatınızı nasıl etkileyeceğini düşünmenize gerek yoktur. Nasıl olsa merak ettiğiniz herkes ana sayfanızdadır, sizi merak edenler de listelerine katmıştır. Herkes birbirinin gözünün önündedir. Bir şey olursa etkinlikler yaratılır, mesajlar atılır. Unutan arkadaşlar için “poke” düğmesi vardır. Sosyal yaşam, artık bu sosyal mecradadır.
Bir gün gelir, yedikleriniz sizi sağlığınızdan eder. Bilgisayarınızı açıp halinizi yazamazsınız. Habersiz kalır arkadaşlarınız, siz de habersiz kalırsınız. Unutulur varlığınız, birkaç satır “status”e pamuk ipliği ile bağlı varlığınız. Unutulursunuz, umursanmazsınız, yalnız kalırsınız. Belki de hasta yatağınızda, yalnız kalırsınız.